jump to navigation

YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİNİN YÜKSELME DÖNEMİ يوليو 6, 2007

Posted by suriyeturkmenleri in Uncategorized.
trackback

       OSMANLI DEVLETİNİN YÜKSELME DÖNEMİ     Bu dönemde Bizans’tan alınan -dünyanın önemli kara ve deniz ticaret yollarının kesiştiği ­İstanbul başkent yapıldı. Yükselme Dönemi’nde doğuda, batıda ve denizlerde birçok devlet ortadan kaldırılarak hızlı bir genişleme sağlandı. Karadeniz ve Akdeniz Osmanlı gölü haline getirildi. Hazine en zengin dönemini yaşadı. 16. yüzyıl ”Türk Yüzyılı” olarak adlandırıldı. Halifelik Osmanlı padişahlarına geçti. Doğuda Safevi Şahlığı, batıda Avusturya, Osmanlı üstünlüğünü kabul etmelerine rağmen yıpratma stratejisi ile mücadeleye devam ettiler.     Fransa’ya tanınan kapitülasyonlarla Coğrafya Keşifleri sonunda sönmeye yüz tutan Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmak, Osmanlı tüccarlarının da bu ticaretten pay almalarını sağlamak amaçlandı. Böylece Fransa’nın Avrupa Hıristiyan birliğinden uzaklaşması da gerçekleşti, Hint Seferleri, Karadeniz ile Hazar Denizi’ni bir kanalla birleştirmek girişimi ve Süveyş Kanalı’nı açmak tasarısı Coğrafya Keşifleri’nin olumsuz sonuçlarını gidermeyi amaçlamıştır. Üç kıtada geniş topraklara yayılan Osmanlı Devleti 16. yüzyılda en parlak dönemini yaşamış ve gücünün doğal sınırlarına ulaşmıştır,   *Osm İmp yükselme dönemi İstanbul’un fethi ile başlar Sokollu Mehmet Paşa’nın ölümüne kadar devam eder. Sokollu döneminde Osmanlı bütçesi son kez denkleştirilmiştir. Ölümünden sonra her alanda bozulma görülmüştür.  Bu dönemde karalarda ve denizlerde Osmanlı üstünlüğü devam ediyordu. Bu dönemin padişahları:II. Mehmet 1451-1481                                         II. Bayezid 1481-1512        I.Selim 1512-1520                                         I.Süleyman 1520-1566                                         II. Selim 1566-1574                                         III. Murat 1574-1595                                         III. Mehmet 1595-1603  

   II.MEHMET DÖNEMİ 1451-1481İstanbul’un Fethi: (1453)   Nedenleri : .Bizans’ın İstanbul’u elinde bulundurmasının Osmanlı Devleti’nin coğrafi bütünlük kurmasını engellemesi. .İstanbul’un, ipek Yolu’nun önemli bir ticaret merkezi olması, .Bizans’ın, Osmanlıya karşı Avrupa devletleri veya Karamanoğulları ile işbirliği yapması. Ankara Savaşı’ndan sonra Bizans’ın Osmanlı taht kavgalarına karışması .Hz. Muhammed’in Müslüman hükümdarlara İstanbul’un fethini hedef göstermesi. İstanbul’un Fethini Gerekli Kılan Sebepler: *Bizans’ın Osmanlı toprakları arasında kalmıştır. Bu durum Osmanlının güvenliğini tehdit ediyordu. * Bizans’ın Osmanlı  şehzadeleri arasındaki kavgalara karışmaları * Bizans’ın  Anadolu’daki siyasi güçleri Osmanlı aleyhine kışkırtması *Osmanlının Rumeli’de  fetih yaparken arkasını güvenceye almak istemesi *İstanbul’un ticari ve kültürel yönünden faydalanılmak istenmesi *Osmanlının İpek yolunu denetim altına almak istemesi *Bizans’ın haçlı çağrısını sona erdirmek istemesi *Dinsel neden   II. Mehmet’in Fetih Hazırlıkları:  *Büyük toplar döktürüldü. (Avrupa öğrendi. Derebeylik rejiminin yıkılmasında etken oldu. Avrupa’da merkezi krallıklar kuruldu.) *Rumeli Hisarı yaptırıldı. (Tuna üzerinden Karadeniz yolu ile gelecek yardımları kontrol için yapılmıştır.) *Çanakkale Boğazı’na bir donanma gönderildi. *Karadan gemilerin yürütülmesi için tedbirler alındı. *Karamanoğulları yenilgiye uğratılarak Bizans’a Anadolu’dan yardım gelmesi engellendi. *Balkanlara akıncılar gönderildi.   Karadeniz’den gelecek yardımı önlemek ve Boğazı denetlemek için Rumeli Hisarı yaptırıldı. .İstanbul surlarını yıkmak amacıyla Edirne’de ça­ğın en güçlü toplarını döktürdü. .İstanbul’u denizden de kuşatmak Marmara ve Bo­ğazları denetim altında bulundurmak için Gelibolu tersanelerinde 400 parçalık bir donanma hazırlandı.    Karamanoğulları yenilgiye uğratılarak Anadolu’dan Bizans’a yardım gelmesi önlendi. .Balkan Devletleriyle anlaşmalar yapılarak Avrupa yakasından Bizans’a yardım gelmesi siyasal yolla önlendi.   Bizans’ın savunma hazırlıkları: *Şehir surları onarıldı. *Haliç’e zincirler çekildi. *Batıdan yardım istedi. (İstanbul’u daha önce Hunlar-Avarlar-Emeviler-Çaka Bey  kuşatmıştır.)   Bu sırada siyasal, dinsel kavgalar içinde bulunan Bizans da kendisini savunmak için bazı önlemler aldı. imparator XI. Konstantin surları onarıp, Avrupa’dan yar­dım istedi, İstanbul ve Karadeniz’de ekonomik çıkarı olan Venedik ve Cenevizliler Bizans’a yardım ettiler.   Kuşatma sırasındaki en önemli olay II.  Mehmet’in Osmanlı donanmasını karadan Haliç’e indirmesidir. Bu durum Bizanslıların moralini bozdu. 29 Mayıs 1453’te Türk ordusu İstanbul’u fethetti.   Fethin Sonuçları: *Osmanlı devletinin güvenliği sağlandı. *Osmanlı devletinin yükselme dönemi başladı. Devlet imparatorluk haline geldi. *İstanbul başkent oldu. *İstanbul’un fethi ile Orta Çağ boyunca süren Bizans İmparatorluğu sona erdi. *Fener Rum Patrikhanesi tekrar açıldı. Ermeni cemaat Ermeni Patrikliğini, Yahudi cemaat de Yahudi Hahambaşılığını kurdu. (Böylece gayri Müslim cemaatin birlikte hareket etmesi engellenmiş oldu. Ortodoks kilisesinin hareketlerini kontrol altına aldı. Balkanlara karşı yapılacak fetihlerde Ortodoks Rumların desteğini aldı. Atatürk’te Türk Ermeni Patrikliğini kurdurmuştur.) *Fetih Venedik ve Cenevizlerin çıkarlarına zarar verdi. *Ticari yollar Osmanlının eline geçtiği için Coğrafi keşiflere Avrupa devletleri yöneldi. *Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına neden oldu. *Ortaçağ sona erdi. Yeniçağ başladı.   II. Mehmet’e FATİH sanı verildi. .İstanbul başkent yapıldı. .Yükselme Dönemi başladı. .Devlet imparatorluk haline geldi. .Dünya tarihindeki önemi nedeniyle Ortaçağ sona erdi. Yeniçağ başladı. .Fetihte kullanılan top teknolojisi, feodalitenin yıkıl­ masında etkili oldu, Osmanlı Devleti’nin coğrafi bütünlüğü ve güvenliği sağlandı. Türklerin Rumeli’deki varlığı Avrupa tarafından kabullenildi, .Avrupa’da Rönesans ve Coğrafya keşiflerinin olu­şumunu hızlandırdı. .Roma imparatorluğu sona erdi. .Katolik -Ortodoks birleşmesini engellemek için Ortodoks patrikhanesinin yaşamasına izin verildi.   Fatih Döneminde Batıdaki Gelişmeler: 1-Sırbistan (1453-1459) seferleri ile Belgrat hariç alındı. (Belgrat Macarların elinde kaldı) 2-Mora Osmanlı topraklarına katıldı. (1461) 3-Eflak, Boğdan Voyvodalıkları, Bosna Hersek toprakları Osm. katıldı. (1462-1476) 4-Arnavutluk alındı. (1479) * Balkanlara Türkler yerleştirildi. Batıda Osmanlı Venedik İlişkileri: Kırım 1475’de Osmanlı egemenliğine girdi. Osmanlının Karadeniz, Kırım, Ege’deki fetihleri Venedik ile ilişkilerin bozulmasına neden olmuştur. 1463’de başlayan savaşlar 1479’a kadar sürdü. (Fatih’in Otranto seferi Venedik’i Adriyatiğe hapsetmek içindir.) Venedik ile savaşın sonunda 1479’da antlaşma yapıldı. Venedik Osmanlı devletine vergi ödeyecek. Venedik İstanbul’da elçi bulundurma hakkını aldı. (İlk defa bu hakkı alan devlettir.)  Venedik tacirleri %5 gümrük vergisi ödeyerek Osmanlı karasularında ticaret yapma hakkı kazandı. (Osm Dev. ilk ayrıcalığı verdi.) Osmanlı devletinde suç işleyen Venedikli tacirler Osmanlı mahkemelerinde yargılanacak ancak mahkemede haklarını Venedik elçisi savunabilecektir. (Osmanlının iç işlerine karışmasına zemin hazırladı.) Venedik bayrağı taşıyan gemilere saldırılmayacaktı.   Belgrat dışında Sırbistan alındı (1459}. Sırplara yar­dım eden Macarlar tarafından savunulan Belgrat’ı kuşa­tan Osmanlılar başarılı olamadılar. Belgrat Macarların elinde kaldı, Mora yarımadası alındı ancak kıyı limanları Venediklilerin elinde kaldı,   Eflak Beyliği alındı (1462}. Boğdan Beyliği de Os­manlı Devletine ”Bağlı Beylik” haline getirildi. Sırbistan’ın kuzeyinde bulunan Bosna ve Hersek alındı. Tümü Müslümanlığı kabul eden Bosnalılara Boşnak denir. Arnavutluk kralı İskender Bey, Venediklilerle işbirliği yapmasına rağmen yenilerek Arnavutluk alındı.   Fatih’e kadar Balkanlarda Bulgaristan ve Makedonya alınmıştı. Fatih ise kalan Balkan topraklarını almıştır.   Fatih Döneminde Anadolu’daki fetihler: Amacı Anadolu’da siyasal anlamda Türkleşmeyi tamamlamak. 1-İstanbul 2-Amasra 3-Trabzon Rum devleti (İran’ın dışarıya açılan kapısı) İran’ın dünyaya açılmasını sağlayan iki kapısından biri olan Trabzon Limanı alındı. Zigana geçidi Trabzon’u İran’a bağlayan ipek Yolu’nun önemli bağlantılarından biriydi   Amacı Anadolu’da Türk siyasal birliğini kurmak. 1-Kastamonu, Candaroğulları Beyliği alındı. 2-Sinop İsfendiyaroğulları Beyliği alındı. 3-Karamanoğulları Osmanlı devletine bağlandı. 4-Akkoyunlu Devleti ile Otlukbeli Savaşı yapıldı. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın  İpek Yolu’nun Karadeniz ve Akdeniz’e ulaşan uçlarını kontrol altına almak istemsi bunun için Karaman ve Trabzon Rum devleti ittifaka girmesi savaşın nedenidir. Osmanlı kazandı. Doğu sınırları güvence altına alındı.  Akkoyunlu yıkılma sürecine girdi. (Yıkan Safeviler) * Anadolu Türk siyasal birliği kuruldu. 5-Memluk ile ilk ilişkiler başladı. Venedik ve  Cenevizlilerden Amasra alındı (1459}. Candaroğulları Beyliğine son verilerek Sinop alındı. Ekonomik önemi nedeniyle Akkoyunlu Devleti, Osmanlılara karşı Trabzon Rum İmparatorluğu’yla işbirliği yapmıştır. Fatih karadan ve denizden kuşatılan Trab­zon’u alarak Trabzon Rum imparatorluğuna son verdi (1461 }. Böylece Karadeniz’in güney kıyıları Osmanlı egemenliğine girdi. Bu da ipek Yolu denetiminin artma­sını sağladı.   Karamanoğulları Beyliği Osmanlıların Anadolu’da güçlenmesine karşı sürekli direniş göstermiştir. Bizans, Venedik, Macarlar gibi Osmanlıların düşmanı devletlerle işbirliği içinde olmuştur. Karaman Beyleri Osmanlılara karşı Akkoyunlu Devleti ve Venedik ile işbirliğine girince Fatih Karaman seferine çıktı. Konya ve Karaman alındı (1466}.   ipek Yolu’nun Karadeniz ve Ege kıyılarına ulaşan uçlarını denetlemek isteyen Akkoyunlu Devleti, Osmanlı ilerleyişine karşı Trabzon Rum imparatorluğu ve Karaman oğullarıyla işbirliği yaptı. Fatih, Otlukbeli Savaşı’nda (1473} Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı yenilgiye uğrattı. Doğu Anadolu’nun önemli bir bölümü Osmanlı egemenliğine girdi.   Fatih Döneminde Denizlerdeki Gelişmeler: 1-Ege adaları Rodos hariç alındı.2-Kırım alındı.(Venedik ve Ceneviz zarar gördü.  Karadeniz Türk gölü oldu. İpek yolu ticareti Osm kontrolüne geçti. Asya Türkleriyle daha kolay ilişki kurulması sağlandı. Rusya’nın güneye inmesi durduruldu. Eflak, Boğdan yönündeki fetihler kolaylaştı.) Fatih’e gelinceye kadar Osmanlı Devleti önemli bir deniz gücüne sahip değildi. İstanbul kuşatması sırasında donanmayı güçlendiren Fatih, denizlerde üstünlüğe önem vermiştir. Gökçeada (İmroz}, Taşoz, Bozcaada, Limni ve Midilli gibi Ege adaları Venedik’ten alındı,   Bu sırada büyük bir deniz imparatorluğu kurmuş olan Venedikliler Akdeniz, Ege ve Marmara’daki adalar ve kıyılarda üstünlük kurmuşlardı. Osmanlı deniz gücü­nün denizlerde Venedik ve Cenevizlilerin çıkarlarına engel olması ekonomik çıkar çatışmasının savaşa yol açmasına neden olmuştur. 1463’te başlayan Osmanlı Venedik savaşları çok uzun sürdü, 1479’da Venedik’le anlaşma yapıldı. Buna göre: Moğolların devamı olan Altınordu Hanlığının bir parçası olan Kırım, Güney Rusya ve Asya’dan gelen tüccarların önemli bir pazarıydı, Bu pazarın Avrupa kolu Venedik ve Cenevizliler idi. Fatih ekonomik açıdan bü­yük değer taşıyan Kırım’ı almak için Osmanlı Donanma­sını gönderdi. Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’ne “Bağlı” hale getirildi (1475). Kırım’ın alınmasıyla Karadeniz Osmanlı gölü haline getirildi. Karadeniz ticaret yolları denetim altına alındı. Fatih tarafından İtalya seferine gönderilen Gedik Ahmet Paşa, İtalya’nın güneyinde Otranto Kalesini ele geçirdi (1480), Fatih’in amacı burayı üs yaparak tüm İtalya’ya egemen olmak, Batı Roma İmparatorluğu’nun başkenti Roma’ya da sahip olmaktı. Ancak bu sırada Fatih’in ölmesi bu tasarının gerçekleşmesini engelledi. Rodos adası kuşatıldıysa da alınamadı (1480).   Fatih Döneminde Diğer Gelişmeler: *Örfi  hukuka dayanan kanunname hazırlandı. (Egemenliği Osmanlı ailesinin nasıl kullanacağını belirlemiştir. Kızlara egemenlik hakkı verilmedi. Kardeş katli uygulamasını getirdi. Merkezi otoriteyi güçlendirdi.) *Divan örgütü geliştirildi.(Kazasker ve Defterdar sayısı ikiye çıkarıldı. Divana sadrazamın başkanlık yapması usulü getirildi. Vezir sayısı 6ya çıktı. *Şehzadelerin sancağa çıkması resmileştirildi. *Enderun genişletildi. Sahn-ı Seman medresesini kurdu. *İlk altın parayı bastırdı. **Ticaret yollarını denetlemek için:İstanbul, Trabzon, Kırım, Ege ve Yunan adaları **Anadolu’nun siyasal birliğini sağlamak için:Amasra, Sinop, Trabzon, Karaman, Otlukbeli **Doğu ve Batı Roma İmp. miras olara:İstanbul, Trabzon, Mora, Otranto   Fatih dönemindeki fetihlere ve seferlere bakılınca, belirgin amaçlar görülür: Ticaret yollarının denetimini sağlamak (İstanbul, Sinop, Amasra, Trabzon, Kırım, Ege adaları) .Anadolu’nun siyasal birliğini sağlamak (Amasra, Sinop, Trabzon, Karaman, Otlukbeli seferleri) Doğu Roma ve Batı Roma imparatorluklarının mirasına sahip olarak büyük bir Akdeniz imparatorluğu kurmak (İstanbul, Trabzon, Mora Rum despotlukları, Otranto)  Fatih aydın bir padişahtır. Sanatçılara ve bilginlere büyük değer vermiştir. İtalyan ressam Centile Bellini’ye kendi portresini çizdirmiş, İstanbul’la ilgili tablolar yap­tırmıştır. Bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin temeli sayılan ilk yüksek okul olarak “Sahn-ı Seman” medresesini açtır­mış, ilk altın parayı bastırmıştır. Devletin düzenli işlemesi için Osmanlı Devleti’nin anayasası niteliğinde olan “Ka­nunname(Fatih Kanunnamesi)”yi çıkarmıştır.  

   

   II. BAYEZİD DÖNEMİ 1481-1512 II. Bayezit savaştan hoşlanmayan, okumaya ve iba­dete düşkün bir padişahtır. Kendisine “Sofu Bayezit” de denilir, Devlet işlerine ilgisizliği nedeniyle bu dönemde Osmanlı Devleti’nin genişlemesi durmuştur denilebilir. II. Bayezit zamanı “Yükselme dönemi içinde durgunluk dönemi”olarak adlandırılmıştır, Sönük geçen bir dönemdir. Cem Sultan olayı bir iç sorun olarak başlamış dış sorun olarak devam etmiştir. Bu olay nedeniyle içeride Devşirmeler, Türkmenler ile iktidar mücadelesine girişmişler bu mücadeleyi  devşirmeler kazanmıştır. Türkmenler yönetimdeki etkinliklerini kaybetmeye başlamıştır. *İspanya’da zulme uğrayan Müslüman ve Yahudileri Osmanlı topraklarına getirmiştir. Askerin desteğiyle tahta çıkan Bayezid’e karşı kardeşi Cem de Bursa’ya gelerek adına hutbe okuttu, para bas­tırdı. Devletin paylaşılması Anadolu’nun kendisine veril­mesi önerisi Bayezit tarafından kabul edilmedi. Bayezid’e bağlı kuvvetlere yenilen Cem, Mısır’a kaçtı.   Karaman oğullarının çağrısından cesaretlenerek yeniden Anadolu’ya geldiyse de yine yenilerek Rodos Şövalyeleri’ne Sığındı. Cem şövalyelerin yardımıyla Ru­meli’ye geçerek saltanat mücadelesine devam etmek istiyordu. Bayezit şövalyelere para vererek Cem’in Av­rupa’ya götürülmesini sağladı. Böylece Rodos şövalyeleri taht kavgasından yararlanmışlardır.   Cem yıllarca Avrupa’da şatodan şatoya gezdirildi. Kralların ve Papa’nın kendisinden İslam dünyası ve Osmanlı Devleti aleyhine yararlanmak isteklerine karşı geldi. II. Bayezit Cem’in yaşamasından kaygı duyduğun­dan Papa’ya para vererek Cem’in zehirlenerek öldürül­mesini sağladı.   II. Bayezid döneminde  balkanlarda Siyasal Olaylar: Hersek (1483) Kili ve Akkerman (1484) alındı.  Osmanlı Memluk Savaşları (1485-1491):İlk Osmanlı Memluk savaşları bu dönemde başladı. Savaşın nedenleri: Hicaz su yolu / Memlukların Dulkadiroğulları ve Ramazanoğullarını Osmanlıya karşı koruması / Memlukların Cem sultanı korumaları /Karamanoğullarını Osmanlıya karşı kışkırtması Yapılan savaşta önemli sonuç alınamadı. Fatih döneminde Hicaz su yolları yüzünden bozulan Memluklarla ilişkiler, daha da gerginleşerek savaşa dö­nüştü. Çukurova’daki savaşlardan sonuç alınamadı. Osmanlı Venedik Savaşları:Venedikliler Dalmaçya kıyılarından ve Mora’dan atıldılar. Modon, Koron, Ayamavra, Navarin, Zenta, İnebahtı alındı. Venediklilerle başarılı deniz savaşları yapıldı. Mora yarımadasında bazı kaleler alındı. Boğdan Beyliği üze­rine sefer yapılarak Kili ve Akkerman Limanları alındı,   Osmanlı İran İlişkileri: İran’ın etkisi ile Anadolu’da Şah Kulu ayaklanması çıktı. Şah İsmail tarafından kışkırtılan Şiilerin Antalya’da çıkardığı Şahkulu Ayaklanması güçlükle bastırılabildi   II. Bayezid’in Tahttan indirilmesi   II. Bayezid’in oğulları, babalarının pasif politikasına karşı tahta geçmek için mücadeleye başladılar. En kü­çükleri olan Selim Trabzon’da sancak beyi olduğu için Şah İsmail tehlikelerine karşı izlenen siyasetin yanlışlığını daha iyi gözlemiştir. Selim yeniçerilerin desteğini aldı.   Askerin baskısı üzerine tahttan çekilmek zorunda kalan 11. Bayezid’in yerine oğlu Selim tahta çıktı {1512), 11. Bayezit, Dimetoka’ya giderken yolda öldü.   

    

     YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ 1512-1520  Yavuz kısa süren padişahlığı sırasında Osmanlı Devleti’ni doğu yönünde genişletme siyaseti izlemiş, çeşitli İslam toplumlarını imparatorluk sınırları içine kat­mıştır. Yavuz önce tahtı garantiye almak için kardeşleri Manisa’da sancak beyi olan Korkut ile Amasya’da san­cak beyi olan Ahmet’i ortadan kaldırdı.   Yavuz’un Doğu Siyaseti: Türk ve İslam ülkelerini bir yönetim altında toplamak. Bu amaçla doğuda bulunan Türk ülkelerini de Osmanlı Devletine katmak.     Safevi Devleti’nin Ortaya Çıkışı :  Osmanoğulları’nın doğusunda Safevi devleti 1501 -1508 arasında orta­ya çıktı ama Safeviler’in ilk belirtisini çok daha önceye,  ta Osman Bey çağına kadar indirebiliriz. Safevi ailesi, 1501 ‘de devlet kuruncaya kadar bir tarikat şeyhi sülalesi idi. Bu sülaleye adını veren Şeyh Safi, Osman Bey’in çağdaşı idi. Osman Bey kuzey -batı Anadolu’nun uç boyundaki akıncı toplumunu bir uç beyliği olarak geliştirmeye çalıştığı yıllarda, Şeyh Safi de Azerbaycan’ın Hazar denizi kıyılarına yakın Erdebil şehrinde tasavvuf alanındaki derin anlayışı ile ün salıyordu. Osman Bey’in oğulları atalarının adını taşıyan devleti büyütürken, Şeyh Safi’nin çocukları da kendi atalarının adını taşıyan tarikatın ününü yayıyordu. Zamanla Osmanoğulları beylikten sultanlığa geçerken, Safevi şeyhleri tarikatlarını Azerbaycan, Kafkaslar, Doğu Anadolu bölgelerinde yaymaya devam ettiler .Safevi tarikatı özellikle bu bölgelerdeki Türkmenler arasında tutun­muştu. On beşinci yüzyılın ortalarında Sultan Murat’ın çağdaşı Şeyh Cüneyt’in tari­kat şeyhliğine siyasal bir yön katmaya çalıştığı görülüyor. Şeyh Cüneyt’in bu girişimi, Rumeli’de Şeyh Bedrettin’in kısa bir süre Musa Çelebi’ye kazasker olmasından sonra müritlerini ayaklandırıp kendi toplum anlayışına göre bir siyasal yapı oluşturma çabasına benziyor .Şeyh Cüneyt de tarikatının manevi gücünü Azerbaycan Anadolu bölgesindeki Türk -Müslüman devletlerinin siyasal gücü ile bütünleştirmeye çalıştı. Erdebil ‘ den kalkıp Osmanlı ülkesine kadar gelen Şeyh Cüneyt, Sultan Murat’tan destek bulamadı ama Akkoyunlu ülkesinde Hasan Padişah’tan daha çok iltifat gördü. Hasan Padişah’ın, ülkesinde siyasal gücün büyük kısmını oluşturan Türkmenlerin sevip saydığı Safevi şeyhine kız kardeşini vermesiyle şeyh sülalesi ve Akkoyunlu hükümdarlık ailesi arasında bağ kurulmuş oldu. Şeyh Cüneyt’in asıl önemli girişimi, Türkmen müritlerinin manevi bağlılığını siyasal bir atılıma dönüştürebilmesi, akıncı beyi kisvesine bürünmesi oldu. Elinde kılıçla, şevk verdiği müritlerinin başına geçen Şeyh Cüneyt, önce Trabzon Rum devletine, daha sonra Kafkaslardaki Hıristiyanlara karşı akınlar düzenledi. Tari­kat şeyhliğinden savaşçı dervişliğe geçen Şeyh Cüneyt, 1460’ta bir akında öldükten sonra doğan oğlu Haydar da delikanlılık çağına erişince aynı yolu izledi. Şeyh Haydar da babası gibi tarikat şeyhliğinin yanı sıra Kafkaslardaki girişimleriyle akıncı -gazi derviş rolünü sürdürdü. Özellikle Uzun Hasan Padişah’ın ölümünden sonra oğulları arasındaki taht çatışması sırasında, Akko­yunlu ülkesindeki Türkmenler arasında Safevi ailesinin saygınlığı ve taraftarları gittikçe artmaktaydı. Akkoyunlular’ın siyasal çalkantısı içinde, Şeyh Haydar’ın küçük oğlu Şeyh İsmail nihayet 1501 ‘de Akkoyunlu ülkesinin siyasal hakimiyeti­ni ele geçirdi; artık şeyh değil Şah İsmail diye bilindi. 1507’de Diyarbakır’ı, ertesi yıl Bağdat’ı alan Şah İsmail, Doğu Anadolu’dan Horasan’a kadar uzanan koca bir ülkenin hükümdarı oldu. Kısaca özetlediğimiz bu gelişmelerden anlaşılacağı gibi, Safevi devleti bu dönemdeki diğer Batı Asya devletlerine benzemiyor. Osmanoğulları ve Akkoyunlular sülale devletleriydi. Osmanlı siyasal yapısında sultan ve merkezi devlet kurumları çok güçlenmişti; Akkoyunlular ise Türkmen askeri gücüne dayalı bir aşiretler , boylar konfederasyonu olarak gelişmişti. Safevi tarikatı şeyhi Şah İsmail ise Hasan Padişah’tan ve diğer Akkoyunlu hükümdarlarından çok daha üstün bir güce ve otoriteye sahipti. Anadolu, Azerbaycan. Irak ve İran’ın Türkmen boyları sadece bir hükümdar değil, Tanrı vergisi ilahi bir kudretin temsilcisi olarak bağlanmışlardı Şah İsmail’e. Daha Şeyh Cüneyt siyasal atılımlarına girişmeden önce Anadolu Türkmenleri arasında Safevi müridi çoktu. On beşinci yüzyılın ikinci yarısında Sa­fevi şeyhleri Doğu Anadolu -Azerbaycan Türkmenleri’ni yeni gazalara yöneltip yeni bir canlılık uyandırdıklarında Anadolu’yu bırakıp Şeyh Cüneyt.in ve Şeyh Haydar’ın yanına, gazi -dervişliğe koşan da çok olmuştu. Anadolu -Azerbaycan Türkmenlerinin geleneksel kızıl keçe külahı Safevi taraftarlığının sembolü olalı, <<Kızılbaş>> diye bilinen Türkmen Alevileri (Hazret-i Ali tutkunları), Erdebil ile Sıkı ilişkiler içindeydiler . Anadolu Türkmenlerini şeyh iken şah olan İsmail’in yanına çeken sadece ta­rikat ve şeyh aşkı, Safevi bayrağı altında gazaya koşma şevki değildi. Osman oğullan, Anadolu’da genişledikçe buyruk altına aldıkları yörelerde eskinin İsfendiyar, Karaman, ya da Akkoyunlu yönetimlerine göre çok daha merkezci ve kısıtlayıcı bir siyasal yapı yerleştiriyorlardı. Anadolu Türkmenlerinin katkısıyla kurulan Osmanlı devleti Balkanlar’da ve Anadolu’da geliştikçe, uç boyu Balkanlar’dan Makedonya’ya. Sırbistan’a, Macaristan’a uzandıkça Osman Bey’e ilk desteği sağlayan Türkmenlerin çoğu geride, Anadolu’da kalmışlardı. Uç boyu ye­rine iç bölge haline gelen Anadolu’da Osmanlılar eskinin gevşek, esnek yönetimi yerine kanunnameleri, tahrirleri, defterleri, katipleri, komutanları, kadıları ile devlet gücünü her yörede hissettiren yerleşik bir düzen kuruyorlardı. Anadolu uç boyu niteliğini kaybedip iç bölge olduktan sonra bile İsfendiyar, Karaman, Akkoyunlu yönetimi nispeten gevşek sayılırdı. Osmanlılar gelince köylüleri, kentlileri olduğu gibi, Türkmen obalarını ve boylarını da kesin kurallar çemberi içine sıkıştırmaya girişiyorlardı. Göçebe oymaklarına şeriatı ve Osmanlı kanununu uygulayan kadılar tayin ediliyor , küçük -büyük göçebe birimleri subaşıların ya da sancakbeylerinin dirlikleri içinde zapt ü rapta alınıyordu. Os­manlı yönetimi bir sürü vergi, resim ve yükümlülük getiriyordu Türkmenlere. Koyun vergisi, yaylak -kışlak resimleri ile başlayan bu yükümlülükler, Türkmenlerin geleneksel serbest hayatını kısıtlıyor, hatta zamanla köylüler ­kentliler gibi onları uysal, devlete baş eğen bir yerleşik düzene geçmeye zorluyor­du. Osmanlı yönetiminin kurallarından ve bürokratlarından kaçan Türkmenlerin, kendilerine hem alışageldikleri serbest bir hayat, hem önemli bir siyasal -askeri rol, hem de tarikat çerçevesi içinde dini bir heyecan vaad eden Şah İsmail’e koşmalarına şaşmamak gerek. Osmanlı -Safevi çatışması bazı tarihlerde geçtiği gibi, Türk -İran kavgası değil, devlet kanunlarının ve şeriatın ağır bastığı bir merkezi imparatorluk düzeni ile yeni bir dini çerçeve içinde bütünleştirilen Türkmen siyasal -askeri gücüne dayalı coşkulu ve şevkli bir hareketin çarpışması. Osmanlı ülkesi ne kadar <<Türkiye>> değilse, Safevi ülkesi de o kadar <<İran>> değil. Evet, Safevi devleti daha çok İran’da yerleşti, ama bu ancak Çaldıran’da yenilikten ve Irak’ı Sultan Süleyman ‘a kaptırdıktan sonra böyle oldu. Yoksa ilk gelişme yıllarında Safevi ha­reketinin Anadolu’ya da uzanması beklenebilirdi. Şah İsmail Çaldıran’da yenilip Anadolu’dan elini çekmek zorunda kalınca İran, Safevi ülkesinin ağırlık merkezi­ni oluşturdu. Önce Türkmenler arasında yayılan bir hareket olarak başlayan Safevi atılımının niteliği de İran toprağında gittikçe Fars kültürüne doğru kaydı. Yavuz Sultan Selim Farsça gazel yazarken Şah İsmail’in Türkçe ilahiler, koşmalar söylemesi tarihin garip bir cilvesi sayılmamalı. Sultan Selim Anadolu ve Balkanlar’ da siyasal geleneği İran’ın İslamiyet öncesi Sasani sülalesine kadar uza­nan bir Batı Asya -İslam imparatorluğunun hükümdarı idi; Şah İsmail ise Türkmen müritlerine şevk veren, onların askeri gücünü yönlendiren, tarikat aşkını siyasal bir harekete dönüştüren bir şahtı.   Şiilik -Sünnilik  Şimdiye kadar Safeviler’in Şiiliğinden söz etmedik, Yukarıda ısrarla belirt­tiğimiz gibi, Safeviler’in ilk siyasal hareket haline gelişinde önemli olan tarikat aşkı idi, Şiilik değil. Safeviler dine, dini anlayışa ve uygulamaya tasavvuf yoluyla yaklaşan bir tarikattı. Tasavvufun, tarikatın Sünni’si, Şii’si olmamak gerek aslında, ama İslam tarihinde tasavvuf, tarikatlar çerçevesinde yayılmaya, yer etmeye başladıktan sonra bazı tarikatlarda Şiiliğin temel noktalarına yaklaşan görüşlere rastlanıyor. Anadolu’da yeşeren ve Osmanlı devletinin genişlemesiyle beraber Balkanlar’da da yayılan Bektaşi tarikatındaki Hazret-i Ali saygısı, hatta tutkusunu örnek olarak gösterebiliriz. Safevi tarikatı da on beşinci yüzyıl boyunca böyle bir gelişme gösterdi, Şiiliğin dini ve siyasal doktrinlerinden ziyade hissi yönüne meyletti. İslamiyet içinde Şiilik yedinci yüzyılda ortaya çıkmış olmasına, yani neredeyse Müslüman dininin kendisi kadar eski olmasına rağmen İslam ümmeti içinde hep azınlıkta kaldı, ancak bazı yörelerde kök salabildi. Safevi devletinden önce, İslam dünyasının diğer bölgelerinde olduğu gibi 1ran ve Irak’ta da azınlıkta idi Şiilik. Şah İsmail döneminde Şiileşti 1ran, hatta zorla Şiileştirildi. Safevi devleti­nin bu zorun]u Şiileştirme girişimi Safevi devletinin siyasal -toplumsal sorunları ile ilgili. Selçuklular döneminden beri İran’da hüküm süren sülalelerin hepsi aynı sorunla karşılaştı; bir yanda İran’ın yerleşik düzende yaşayan kentli-köylü halkı ile öte yanda sülaleye güç veren Oğuzlar , Moğol!ar , Türkmenler arasında dengeli bir siyasal bütünleşme sağlayabilmek. Selçuklular çağında meşhur vezir Nizam ül ­Mülk ‘ün <<Siyaset name>> kitabında da anlattığı gibi, İran ‘ da ve ülkenin diğer yörelerinde vilayetler, Oğuz birliklerinin komutan]arına <<ıkta>> olarak veriliyordu. Ikta Arapça bir terim, <<kesim>> diye aktarılabilir Türkçe’ye. Osmanlı dirlikleri gibi ıktalar da vergi toplama hakkını ifade ediyor. Yalnız Osmanlı dirlikleri köy]ere kadar inen, yani çok küçük olabilen birimleri de kapsadığı halde Selçuklu ıktaları genellikle vilayetlerden oluşuyordu. Bir Oğuz komutanına ve emrindeki göçebe Türkmen atlılarına bir vilayetin ıkta olarak, yani vergi geliri toplama hakkı şeklinde verildiğinde, ıkta halkının güven içinde yaşayıp üretimini arttırmasını sağlamak ıktayı alan beyler ve komutanlar için önem]i oluyordu ken­diliğinden. Safevi devleti. tarikat müridi savaşçı Türkmenlerle köylü -kentli halkın sa­dece siyasal -ekonomik ıkta ilişkisiyle değil, bir dini -siyasal ideoloji içinde de bütünleşmesini hedef aldı. Türkmenleri etrafına toplayan tarikat kesinlikle Şii olduğu gibi İran’da ve Irak’ta Safevi halkının da Şii olması istendi. Ülkede bu ide­olojik devrimi yerleştirecek yeterince Şii ulema olmadığından Irak’tan Arap Şii alimler çağnld1. İran ulemasından Şii olmayı kabul etmeyenler sürüldü, hatta öldürüldü. Şii kelam, fıkıh, hadis kitapları Arapça’dan Farsça’ya aktarıldı ki İran halkı birdenbire Şii olmaya zorlanınca okuyabileceği kitap bulunsun. Şiiliğin siyasal anlayışı Sünni siyasal görüşlerinden epey farklıdır .Sünniler için ümmetin başı o]an halifenin yetkisi siyasaldır, dini yetki ulemanın elindedir. Halifenin de belli bir sülaleden, soydan o]ması şart değildir. Şii]er için ise top]u­mun başı olan imam. Hazret-i .Ali soyundandır. Üstelik Şiilerin imamı, Sünnilerin halifesinin aksine, sadece siyasal değil, Hazret-i Muhammet’ten Haz­ret-i Ali’ye, ondan da çocuklarına aktarıldığı kabul edilen dini bilgi ve anlayış dolayısıyla dini bakımdan da Şii toplumunun en üst yetkilisidir. Ancak Hazret-i Ali soyundan on ikinci imam dokuzuncu yüzyılda kaybolduğu. <<gaibe vardığı>> için kurtarıcı -mehdi olarak tekrar yeryüzüne dönene kadar bu imamın vekil!eri Şii toplumuna yön verebilir. Şah İsmail Kızılbaş -Alevi Türkmen müritleri için tarikat şeyhi idi. Şii olma­ya zorlanan İran halkı için ise Şah İsmail, Safevi sülalesinin Hazret-i Ali soyundan geldiği iddiası ile kendini, gaipte olan on ikinci imamın yeniden görünmesi o]arak ilan etti. Şah İsmail ‘in bu iddiası gerçi İran Şiileri arasında geçerlilik kazanmadı, kendisinden sonraki Safevi şahları da imamlığın üstüne çok düşmediler. Safevi ülkesinde, özellikle on yedinci yüzyılda, Şii ulema, müctehid olarak gaipteki imam adına toplumun dini önderliğini üstlendiler. O zamandan beri de İran uleması, Osmanlı ulemasına göre çok daha büyük bir güce sahip oldu.   Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmailŞah İsmail döneminde Safevi ülkesi zorla Şii]eştirilip Safevi tarikatı ile Şiilik, savaşçı Türkmen müritlerle köylü -kentli halk bütünleştirilinceye, Şiilik Safevi dev]etinin resmi ideolojisi haline gelinceye kadar .Osmanlı ülkesinde Sünni-Şii ayrımının üstüne düşülmüyordu. Osmanlı uleması Sünni idi, fakat top­lum içinde Şii olan, ya da tarikatlar yoluyla Şiiliğe meyleden çoktu. Osmanlı ülkesinin doğusunda Şiilik bir siyasal hareket haline gelince Erdebil’den, Teb­riz ‘ den seslenen Şah İsmail ‘ e Anadolu halkı kulak kabartıp çoğu Türkmen Safevi girişimine destek olunca, Yavuz Sultan Selim, devletini temelinden sarsan bu teh­likeyi bir an önce önlemeye Çalıştı. Osmanlılar için tehlike sadece Anadolu’daki Safevi müritlerinin yerlerini ­yurtlarını terkedip Azerbaycan’a, Şah İsmail’e katılmaya koşması değildi. Os­manlı ülkesi içinde de Safevi taraftarı Kızılbaş -Alevi ayaklanmaları görülüyordu. Bun]ar içinde en önemlisi, Şahkulu diye ün salan bir Safevi halifesinin (halife bu­rada vekil anlamında, yani Şah İsmail’in vekili) Teke ilinde 1511’de başlattığı ha­reketti. Daha önce gördüğümüz gibi, bu yılda Sultan Bayezid’in şehzadeleri tahta göz dikmiş]er , kendi]erini saltanat çatışmasına hazırlamaktaydılar .İşte bu belirsiz siyasal ortamda, Teke valisi Şehzade Korkut’un Manisa’ya gitmesiyle savunmasız kalan Antalya civarında Şahkulu, etrafında binlerce Safevi müridi ile başkaldırdı. Antalya şehrini bastıktan sonra Kütahya üzerine yürüyerek Anadolu beylerbeyinin askerlerini yendi. paşayı da ö]dürttü. Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa ve Şehzade Ahmet’in komutasında bir ordu. Şahkulu ve taraftarlarını tekrar güneye, Toros dağlarına sürdü; fakat ele geçirilemeyen Şahkulu, Karaman toprağından geçerek Safevi ülkesine doğru ilerlemeye başladı. Vezir-i  Azamın askerleri yetiştikten sonra yapılan savaşta hem Had1m Ali Paşa, hem Şahkulu öldü, fakat Kızılbaş grubu Safevi topraklarına kaçmayı başardı. Bu gibi ayaklanmalar karşısında daha Sultan Bayezid döneminde Anadolu Alevileri’nin Safevi merkezi ile temasını kesmek için önlemler alınmıştı. Hatta Hamid ve Teke vilayetlerinden Safeviler’ e taraftar Aleviler Mora ‘ da kısa bir süre önce Venedik’ten alınan hisarlara sürüldü. Fakat gene de Sultan Selim kardeşi Şehzade Ahmet’i yenip Osmanlı tahtında tek başına kaldığında, ülkesinde Safevi yanlısı çok kızı]baş vardı. Sultan Selim Trabzon’da vali iken Safevi hareketinin gelişmesini, Şah İsmail’in Akkoyunlu topraklarını ele geçirmesini yakından izlemişti. Sa­feviler Anadolu’nun doğuşunda kesin olarak durdurulmazsa Osmanlıların Anadolu’daki egemenliklerinin sarsılabileceğini biliyordu padişah. Osmanlılar 15 1 3 -15 1 4 kışını ertesi yıl Şah İsmail üzerine yapılacak sefere hazırlıkla geçirdiler. Anadolu’nun her tarafına gönderilen emirlerle Safevi yanlısı bilinen binlerce kişi öldürüldü ya da sürüldü.( Kaynak : Türkiye Tarihi, Hzrl. Sina Akşin, Cem Yayınları, Cilt 2)   İran Seferi (Çaldıran Savaşı) 1514: Nedenleri: Şah İsmail ile I. Selim’in liderlik mücadelesi. Şah İsmail’in Şiilik propagandası  Şah İsmail’in dayısı Uzun Hasan’ın intikamını almak istemesi. 1514 yazında Anadolu’yu geçip Safevi ülkesine giren Yavuz Sultan Selim, Van gölünün kuzey -doğusunda Çaldıran’da karşısına çıkan Şah İsmail’i ağır bir yenilgiye uğratarak Anadolu’yu Safevi tehdidinden koruduğu gibi, Safevi hareketinin de durgunlaşmasına sebep oldu. Çald1ran ‘ da Şah 1smail’in Kızılbaş atlıları canla -başla çarpışmışlardı, fakat Os­manlı topları ve tüfekleri zaferi sağladı. Çaldıran’daki zaferden sonra Osmanlı or­duları Azerbaycan’a. Safevi merkezi olan Tebriz’e kadar yürüdü. Fakat elde tutul­ması imkansız olan bu topraklar tekrar Safeviler’e bırakıldı; Sultan Selim bu zaferi izleyen yıllarda doğu ve güney -doğu Anadolu’yu Safevi elinden almakla yetindi. Safevi Şahlığı ge­riletildi, fakat Osmanlı tarihi boyunca varlığını korudu. Böylece Anadolu ile Orta Asya Türk dünyasının ilişkisini kopardı ve Türkmen boylarının Anadolu’ya gelişini önledi,   Yavuz 1515 Turnadağ Savaşı ile  Dulkadiroğlu beyliğine son vererek Güneydo­ğu Anadolu’yu Osmanlı topraklarına kattı. Böylece Ana­dolu Türk birliği kesinleşti.   Yavuz İran’a sefere giderken ordunun bir kısmını Sivas’ta bıraktı. (Memluk ve Dulkadiroğullarına karşı tedbir ve şah taraftarlarının geride eylem yapma ihtimali) Savaş Çaldıran Ovasında yapıldı.   Savaşın Sonuçları:İran hazinesi elde edildi. Şiilik tehlikesi kısmen önlendi. Tebriz’e kadar olan bölge Osmanlının eline geçti. Anadolu’da Şah yanlısı ayaklanmalar sona erdirildi. Anadolu’da güvenlik sağlandı. Turnadağ Savaşı ile Dulkadiroğulları Osmanlıya katıldı. Anadolu’da Türk siyasal birliği sağlandı. Ramazanoğullarının da alınması Osmanlı Memluk savaşına neden oldu.   NOT : Çaldıran ovası, Selçuklu sultanı Alparslan’ın Bizans imparatoru Romanos Diogenes’i yendiği Malazgirt’e çok yakın bir yer. Çaldıran ve Malazgirt savaşları arasında da bir benzerlik var. Her iki durumda Anadolu ve Balkanlar’a hükmeden bir imparatorluğun hükümdarı, doğudan beliren ve Anadolu hudutlarını zorlayan bir Oğuz -Türkmen baskısına karşı ülkesini savunmak için doğu Anadolu’ya yürüdü ordusuyla.1071 Ağustosu’nda Romanos Diogenes’in yenilmesiyle Selçuklu Oğuz kuvvetleri kısa sürede Anadolu’yu ele geçirmeye başladı; 1514 Ağustosu’nda ise Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim doğusundaki tehlikeyi kesinlikle önlemiş oldu. ( Kaynak : Türkiye Tarihi, Hzrl. Sina Akşin, Cem Yayınları, Cilt 2)   Osmanlı Memluk İlişkileri: Mısır Seferi 1516-1517 Seferin Nedeni:Dulkadiroğullarının Osmanlı egemenliğine alınması Memluk sultanının Şah İsmail ile ittifak yapması. Yavuz’un Baharat yolunu almak istemesi. Yavuz’un dinsel liderliği elde etmek istemesi. İlk savaş Mercidabık’ta yapıldı. Hama, Humus, Şam, Lübnan alındı. 2. Savaş Ridaniye’de yapıldı. Sonucu:Memluk devletinin siyasal varlığı sona erdi. Suriye, Mısır, Filistin alındı. Kutsal yer sayılan Kudüs Osmanlı egemenliğine geçti.  Mekke- Medine Osmanlı egemenliğini tanıdı. Baharat yolu Osmanlı kontrolüne geçti. Kuzey Afrika’nın fethi için ilk adım atıldı. Venedikliler Kıbrıs için vergilerini artık Osmanlıya ödeyecektir. Halifelik Osmanlıya geçti. Memluk Devleti’ne son verildi Suriye, Filistin, Mısır, Hicaz Osmanlı topraklarına katıldı. .Baharat Yolu’nun Akdeniz çıkışları Osmanlı denetimine girdi. .Halifelik Abbasoğullarından Osmanlı padişahlarına geçti {Memluk sultanları halife sıfatını taşımamışlardır,) .Ele geçirilen ganimetlerle hazine zenginleşti. .KıbrıS’1 ellerinde bulundurmaları ve Mısır’da bazı ticaret kolaylığı karşılığında Venedikliler Osmanlılara yıllık vergi vermeye başladılar. Bütün Türk İslam dünyasını egemenliği altına almak isteyen Yavuz’un ani ölümü amaçlarını gerçekleştirme­sine engel oldu. Yavuz, Memluk Sultanı Kansu Gavri’yi Mercidabık savaşında yenilgiye uğrattı {1516). Suriye ve Doğu Ak­deniz kıyıları alındı. Memluk ordusu Kahire yakınlarında Ridaniye Savaşı’nda da bozguna uğratıldı {1517).   

    

   I.SÜLEYMAN (KANUNİ)DÖNEMİ 1520-1566 Tahtın tek varisi olduğu için sultan oluşu sırasında taht kavgası yaşanmamıştır. Yavuz’un tek oğlu olduğu için kardeş kanı dökmeden tahta çıktı, Tahtta en uzun kalan padişahtır. Fatih’in yaptığı kanunlara önemli ekler yaptığı için ”Kanuni”, ”Büyük”, ”Muhteşem” Lakaplarıyla tanınır. Babası Ya­vuz’dan güçlü bir ordu ve donanma, deneyimli ve yete­nekli bir yönetici kadrosu ile zengin bir hazine devraldı. Bu dönemde Osmanlı Devleti topraklarını hızla genişlet­mesinin yanı sıra kültür ve sanat bakımından da zirveye ulaşmıştır. 16. yüzyıla ”Türk asrı” denilmesinin en büyük onuru Kanuni’ye aittir.   Kanuni dönemi ayaklanmaları:Kanuni döneminde Ahmet Paşa, Camberdi Gazali, Kalenderoğlu, Baba Zünnun ayaklanmaları yaşanmıştır.                    Batıdaki gelişmeler:* I. Süleyman devrinde Avrupa Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform hareketlerini yaşıyordu. Ayrıca bu dönemde Avrupa’da Feodal yönetimlerin yerini Merkezi Krallıklar almaya başlamıştır. Batı İle İlişkiler:Kanuni döneminde Macaristan ile ilişkiler başlarken doğal olarak Avusturya ve Almanya ilişkileri de başlamıştır. 1521 Seferi:Macaristan, Osmanlıya vergisini ödememiştir. Bütün Haçlı seferlerine katılmıştır. Balkanlarda bazı milletleri Osmanlıya karşı kışkırtması Kanuni’nin sefere çıkmasına neden olmuştur. 1521’de Belgrad alındı. Bundan sonra Belgrad Osmanlının batıya yapacağı seferlerde üs olarak kullanılmıştır. Belgrat Fatih zamanında alınamamıştı. Kanuni ka­radan ve Tuna nehrinden kuşattığı Belgrat’ı Macarlardan aldı {1521),   Belgrat’ın Osmanlılar tarafından alınması Avrupa’da yeni bir heyecan dalgası yarattı. Bu sırada Macar Kralı II. Lui’ye cesaret veren Alman imparatoru Şarlken, Fransa Kralı I. Fransuva’yı yenip tutsak almıştı. Fransa kralının yardım isteği Kanuni’nin Macaristan seferine çıkmasını etkilemiştir.   Mohaç Meydan Savaşı(1526):Avrupa’da Almanya ile Fransa arasındaki din liderliği savaşına Osmanlı devleti de müdahale etmiştir. Fransa’nın yardım isteğini Osm. Kabul etti. Avrupa Hıristyan birliğini parçalamak amacı güdülmüştür. Savaşın sonucunda Macaristan toprakları alındı. Macar Krallığı Osm. Dev.. bağlı krallık haline getirilmiştir. Mohaç Savaşı’nda Osmanlılar Macar ordusunu ye­nilgiye uğrattılar {1526). Bu zafer sonucunda Budin {Budapeşte) alındı, Macar krallığı Osmanlı himayesine girdi. Macar Krallığını alt eden Osmanlı Devleti bundan sonra Avusturya ile mücadeleye başladı.       Kanuni döneminde Şarlken Avrupa’nın büyük bir kısmını elinde tutuyordu. Bu imparatorluğun bir uzantısı olarak ta Şarlken’in kardeşi Ferdinand’ın başında olduğu Avusturya Arşidükalığı doğmuştur.   I. Viyana Kuşatması (1529):Avusturya’nın Macaristan’a saldırıp Budin’i alması savaşın nedeni olmuştur.(Ferdinand düşük Macar Kralı ile akraba olduğu için Macaristan topraklarında hakkı olduğunu iddia ediyordu.) Avusturya Kralı Ferdinand’ın, Budin’i geri alması üzerine sefere çıkan Kanuni, Budin’i geri aldı, Avusturya ve Alman or­dularının önünden kaçması üzerine Kanuni Viyana’yı kuşattıysa da hazırlıksız oluşu ve soğukların erken başlaması nedeniyle 1. Viyana Kuşatması sonuçsuz kaldı (1529).    Viyana kuşatmasında yeterli hazırlık olmaması ve kış koşulları nedeniyle başarılı olunamamıştır.    Alman Seferi (1532):Ferdinand  Macar Kralı olarak tanınmasını istemiştir. Kanuni kabul etmeyince Budin’i tekrar kuşattı. Budin’in yeniden Ferdinand’ın saldırısına uğraması yüzünden sefere çıkan Kanuni, Almanya içlerine kadar girdiği halde karşısına çıkan bir ordu olmadı. Bu sefere Alman Seferi Hümayunu denir (1532). Kanuni tekrar sefere çıktı. Almanya’nın içlerine kadar ilerlediği için Alman seferi denmiştir. Kanuni’nin Almanya’ya ilerlemesinin nedeni Şarlken ile karşılaşmak istemesidir. Çünkü Ferdinand gücünü Şarlken’den alıyordu. Kanuni sefer sırasında Protestanları da desteklemiştir. Kanuni karşısına ne Ferdinand ne de Şarlken çıkmadığı için geri dönmüştür.   1533 Avusturya ile yapılan İstanbul AntlaşmasıOsmanlılarla başa çıkamayacağını anlayan Avus­turya İstanbul’a elçi göndererek barış istedi. Avusturya ile İstanbul’da yapılan 1533 Antlaşmasına göre: Avusturya Arşidükası (Kralı) protokol bakımından Osmanlı sadrazamına eşit sayılacaktı. .Ferdinand elinde bulundurduğu Macar topraklarına karşılık Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi verecekti. Avusturya Jan Zapolya’nın Macar krallığını kabul etmiştir. Böylece Macaristan üzerindeki haklarından vazgeçmiş oldu.   Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti Avusturya’ya üs­tünlüğünü kabul ettirmiştir. 1541 ‘de Macaristan; Osmanlı Devleti, Avusturya ve Erdel Beyliği arasında paylaşıl­mıştır. Macaristan’ın Osmanlı egemenliğindeki topraklar Budin eyaleti adıyla örgütlendi, Bu antlaşma 1541 yılına kadar geçerli olmuştur.   1541 Seferi:Macar kralının ölümü ile Ferdinand anlaşmayı bozmuştur. Seferin sonucunda Macaristan 3’e ayrılmıştır. 1- Budin Beylerbeyliği oluşturularak Osmanlı topraklarına katılmıştır. 2- Zapolya’nın oğlu Sigismond’un yönetiminde Osmanlıya bağlı Erdel Beyliği 3- Avusturya’ya bırakılan Kuzey Macaristan   Kanuni’nin Son Avusturya(Zigetvar) Seferi (1566):Ferdinand’ın yerine geçen Maksimilyen’in Erdel’e saldırısı ile Osm sefere çıkmıştır.     Zigetvar alındı.                    Osmanlı Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar:   Nedenleri1-       Avrupa Hıristiyan birliğini parçalamak. 2-       Osmanlıya Batı Akdeniz’de Pazar bulmak. 3-       Şarlken’e karşı Fransuva’yı yanına çekme isteği.   Osmanlı tarihinde Uhud-u Atika (Eski antlaşmalar) ya da İmtiyazat-ı Mahsusa (Özel ayrıcalıklar) adı verilen Fransızca kapitülasyon olarak anılan antlaşmalar eko­nomi başta olmak üzere çeşitli konularda tanınan ayrı­calıklardır. Orhan Bey zamanında Raguza Cumhuriye­ti’ne, Fatih zamanında Venediklilere verilmiştir. Kanuni döneminde Fransa’ya tanınmıştır (1535). Buna göre: .Fransız ticaret gemileri Osmanlı limanlarına ser­bestçe girecek ve ticaret yapabileceklerdi. .Fransız tüccarlarından, yabancılardan alınan vergilerden daha az vergi alınacaktı. Osmanlı ülkesinde yaşayan Fransızlar ve Fransız tüccarları inançlarında özgür olacaklardı. Aralarındaki davalara Fransa’dan gönderilecek bir yargıç bakacaktı. .Osmanlı tacirleri de aynı haklardan Fransa’da yararlanacaklardı. Fransa İstanbul’da daimi bir elçi bulundurabilecekti. Fransız tacirlerinin Osm davaları Osmanlı mahkemelerinde görülecek haklarını Fransa elçileri savunabilecekti. .Antlaşma iki taraf hükümdarı sağ kaldıkça yürürlükte olacaktı.   Maddelere dikkat edilirse karşılıklı eşitlik ilkesine uyulduğu görülecektir. Kanuni’nin Fransız tüccarlarına tanıdığı hakları Fransa Kralı da kendi ülkesinde Osmanlı tüccarlarına tanımıştır. Böylece Coğrafya Keşifleriyle azalan Akdeniz ticareti yeniden geliştirilmek istenmiş, Osmanlı tüccarlarına da bu ticaretten pay alma fırsatı yaratılmıştır. Ancak özellikle deniz ticaretine yabancı olan Türkler kapitülasyonlarla kendilerine tanınan hakları kullanama­dıklarından Kapitülasyonlar Fransa’nın yararına işle­miştir.   Kapitülasyonlar Osmanlı Devleti ile Fransa’yı birbirine daha çok yaklaştırmış, Kanuni Fransa’yı Avrupa Hıris­tiyan birliğinden ayırmıştır. Fransa da rakibi olan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’na (Almanya’ya karşı Osmanlı Devleti’yle işbirliği yapmayı çıkarına uygun bulmuştur.   Kanuni döneminde Osmanlı İran ilişkileri: (1533-1555) Süleyman döneminde İran’a üç sefer yapılmıştır. 1-       Irakeyn Seferi 1534  -Bağdat, Van, Tebriz alındı. 2-       İkinci İran Seferi 1543  -Tebriz ve Van geri alındı. 3-       Nahcıvan Seferi 1554   Yavuz Selim, Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’i yen­miş fakat Safevi Devleti’ni ortadan kaldıramamıştır. Avusturya gibi İran da Osmanlı ordusu önünden çekilmiş, ordunun bölgeden ayrılmasından sonra karşı saldırıya geçmiştir. Aralarında resmi bir anlaşma olmamasına rağmen doğuda İran, batıda Avusturya Osmanlı Devle­ti’ni yıpratma siyaseti izlemişlerdir.   Kanuni Avusturya ile yaptığı anlaşmadan sonra İran üzerine yürüdü. Irakeyn Seferi sırasında Tebriz’i, Azer­baycan’ı, Bağdat’ı aldı (1534). Kendisine Bağdat Fatihi denildi. Safevi Şahlığının Osmanlı topraklarına saldırısı üzerine Kanuni 1548 ve 1553 yıllarında yeniden İran üzerine seferler yaptı.   Safevi Devleti’yle Osmanlılar arasında yapılan Amasya Antlaşması’yla savaşlara son verildi (1555). Erivan, Tebriz, Irak ve Doğu Anadolu Osmanlılara bırakıldı. İran’la yapılan bu ilk resmi antlaşmayla Os­manlı Devleti Safevi Şahlığına üstünlüğünü kabul ettir­miştir.   Kanuni döneminde deniz seferleri Rodos alındı.1522 : Rodos şövalyeleri Hıristiyan korsanlara yataklık ya­pıyor, Osmanlı Devleti’ne düşmanlık ediyorlardı, Fatih zamanında kuşatılıp alınamayan Rodos, Kanuni tarafın­dan alındı (1522). Şövalyeler kendilerine verilen Malta adasına göç ettiler. *Doğu Akdeniz ticaretinin güvenliğini bozan Sen Jan Şövalyelerinin etkisi kırıldı. *Barbaros’un  Osm. Dev. Katılması ile Cezayir alındı.1533 *Barbaros Kaptan-ı Deryalığa getirildi. Kaptan-ı Deryalar divan üyesi oldu. Preveze Deniz Savaşı.1538 : Osm. dev. Haçlılara (Alman, Ceneviz, Malta, Portekiz, Venedik)karşı savaştı. Barbaros teknik yönden geliştirdiği Osmanlı tersanelerinde güçlü bir donanma inşa ettirdi. Ege ve Akde­niz’in Barbaros’un komutasındaki Osmanlı Donanması tarafından kontrol altına alınması Avrupa’da kaygı yarattı. Papa’nın öncülük etmesiyle Venedik, Ceneviz, Malta, ispanya, Portekiz gemilerinden oluşan Andrea Dorya komutasındaki Haçlı Donanmasını Preveze’de Osmanlılar ağır bir yenilgiye uğrattı (1538). Bu zafer sonunda Osmanlı Devleti Akdeniz üstünlüğünü sağladı. *Zaferin kazanılması ile Akdeniz Türk Gölü haline geldi. Venedik ilk kez Osmanlıya savaş tazminatı vermeyi kabul etti.   Trablusgarp (1551)İspanya’dan alındı. Turgut Reis ve Kaptan-ı Derya Sinan Paşa komu­tasındaki Osmanlı donanması Trablusgarp’ı ele geçirdi (1551 ). Turgut Reis Trablusgarp Beylerbeyi yapıldı.   Cerbe zaferi kazanıldı 1561.Ada İspanya’dan alındı.   Hint Deniz Seferleri 1538-1553 Nedenleri: Baharat yolunun işlerliğini yeniden sağlamak. Portekiz’in etkinliğine son vermek. Hindistan’daki Müslüman devletlere yardım etmek. Portekizlilerin Hindistan ve Uzak Doğu’da  Hıristiyanlığı yaymak istemelerine engel olunmak istenmesi. Avrupalılar Haçlı Seferleri sırasında ipek ve Baharat Yolu’nu ele geçirememişlerdi. Bizans’ı ortadan kaldırarak bu yolların denetimini ele geçiren Osmanlı Devleti doğu ticaret yolları üzerinde önemli bir güç haline gelmişti. Avrupalılar doğuya gidecek yeni yollar arayışına girdiler. Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’a ulaşan Portekizliler büyük bir sömürge imparatorluğu kurdular. Hindistan ticaretini denetimleri altına aldılar. Ticaret yollarının de­ğişmesinden zarar gören Osmanlılar, Hint Müslümanlarının yardım çağrısından da etkilenerek Baharat Yo­lu’nu yeniden denetlemek amacıyla Hint Seferleri’ni başlattılar (1538). Hadım Süleyman Paşa, Piri Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis tarafından yapılan seferlerde başarı sağlana­madı. Hintli Müslümanların Portekizlilerle uzlaşması, Osmanlı donanmasının teknik yönden Portekizlilerle boy ölçüşecek güçte olmaması başarısızlığın nedenle­ridir. Hindistan’ın gelecekteki ekonomik değerini yete­rince kavrayamayan yöneticiler Hint Seferlerine fazla önem vermemişlerdir.   Bu seferler sırasında Yemen, Eritre, Aden, Sudan kıyıları ve Habeşistan’ın bir kısmı Osmanlı topraklarına katılmıştır.   Sonuçları:İstenilen başarı elde edilememiştir. Bununla beraber Kızıl Deniz ve Basra Körfezi’nde Türk egemenliği sağlandı. Yemen’in bir bölümü ve Aden, Habeşistan kıyıları alındı. Baharat yolu ve Hint ticaret yolu kesin olarak elden çıktı. Bölgede önce Portekiz sonra İngiliz sömürge dönemi başladı. Asya kaynakları Avrupa’nın kontrolüne geçti.   Malta Seferi ve Kanuni’nin Ölümü : Rodos’un alınmasından sonra Malta Adası’na yerleş­tirilen Sen Jan şövalyeleri Osmanlı gemilerine ve kıyılara saldırarak korsanlıklarını sürdürdüler. Bu nedenle Malta adası kuşatıldı. Kuşatma sırasında Turgut Reis öldü, Malta kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı. Malta başa­rısızlığını örtmek, Macaristan ve Erdel’e saldıran Avus­turya’yı cezalandırmak için sefere çıkan Kanuni Zigetvar kuşatması sırasında öldü (1566).   

      

    SOKOLLU MEHMET PAŞA DÖNEMİ(1564-1579) Sokollu Mehmet Paşa I. Süleyman (1564-1566)- II. Selim (1566-1574) ve III. Murad (1574-1579) zamanında sadrazamlık yapmıştır.  Sokollu Mehmet Paşa devşirme olup, Sırbistan’ın Sokol kasabasındandır. Enderun okulunu bitirip çeşitli görevlerde başarı göste­rerek Kanuni’nin son yılları, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde padişahlardan daha etkili olmuştur. Bu nedenle sadrazamlık dönemine kendi adı verilmiştir.   Bu dönemin önemli gelişmeleri şunlardır: * Suriye ve Mısır’ı ele geçiren Osmanlılar için Kıbrıs’ın önemi arttı. Padişah  II. Selim’in isteğiyle Lala Mustafa Paşa komutasındaki donanma Kıbrıs’ı Venediklilerden aldı (1570). Doğu Akdeniz’de güvenlik sağlandı. Doğu Akdeniz’in, Anadolu ve Suriye kıyıları ile Mısır’ın güvenliği sağlandı.*Akdeniz ticaretine egemen olan Venedik büyük kayıplara uğradı.   * Osmanlı donanması Kıbrıs’tan dönerken, Avrupalıla­rın Kıbrıs’a yardım amacıyla gönderdikleri Haçlı donan­masına İnebahtı Deniz Savaşı’nda yenildi (1571 ). Osmanlı donanması İnebahtı’da Haçlı donanması tarafından ilk defa yakıldı (1571). Büyük kayba uğrayan Osmanlı donanması Sokollu’nun emriyle yeniden yapılarak Akdeniz’e açıldı.  * Tunus İspanyollardan alındı (1574). Lehistan (Polonya) ve Fas(Cezayir Beylerbeyi Portekizleri Vadi’üs Seyl Savaşı’nda yenilgiye uğrattı. Bununla Fas Osmanlı himayesine girdi.(1578). Böylece Kuzey Afrika’nın tamamı Osmanlı egemenliğine alındı.) Osmanlı himayesine girdi. * İngiltere ve Hollanda’ya kapitülasyonlar verilmiştir. * Kanuni döneminde açık veren Osmanlı bütçesi yükseliş döneminde son kez denkleştirilmiştir. * Sakız adası 1568’de Cenevizlilerden alınmıştır. * Osmanlı Portekiz savaşları II. Selim döneminde de devam etmiştir. Endonezya’ya sefer düzenlenerek Osmanlı nüfuzu Uzak Doğuya kadar götürülmüştür.(1569) * Yemen isyanları bastırılarak bu bölge Osmanlı egemenliğine alınmıştır. (1570)    Sokollu Dönemi Projeleri: a)  Don-Volga kanalı projesi : Sokollu İran savaşlarında donanmadan yararlanmak, Kafkasya’yı Osmanlı egemenliğine almak, Orta Asya Türkleriyle ilişkileri geliştirerek İpek Yolu’nu canlandırmak, güçlenmekte olan Rusya’ya karşı doğal bir set oluştur­mak gibi amaçlarla Don ve Volga nehirlerini bir kanalla birleştirerek Karadeniz’i Hazar Denizi’ne bağlamak istemiştir.Bu proje yarım kalmıştır.   b)  Süveyş kanalı projesi : Sokollu Akdeniz’deki donanmayı Hint Okyanusu’na geçirip Baharat Yolu üzerinde üstünlük sağlamak, Hin­distan ve Endonezya Müslümanlarıyla ilişki kurmak için Süveyş Kanalı’nın açılmasını istemiştir. Kanal projeleri, gereken önem verilmediğinden başarılı Olamamıştır. Bu proje yarım kalmıştır.  c)  Marmara Denizi- Sapanca Gölü Kanal projesi : Marmara Denizi ile Karadeniz’i birleştirmek için ikinci bir su yolu projesi. Hazırlandı. Amacı Akdeniz kıyılarındaki tersaneleri daha güvenli olan sapanca Gölüne toplamaktır. Düşünce aşamasında kalmıştır. Uygulamaya konulamadı.  

 

تعليقات»

No comments yet — be the first.

أضف تعليقاً

إملأ الحقول أدناه بالمعلومات المناسبة أو إضغط على إحدى الأيقونات لتسجيل الدخول:

WordPress.com Logo

أنت تعلق بإستخدام حساب WordPress.com. تسجيل خروج   / تغيير )

صورة تويتر

أنت تعلق بإستخدام حساب Twitter. تسجيل خروج   / تغيير )

Facebook photo

أنت تعلق بإستخدام حساب Facebook. تسجيل خروج   / تغيير )

Google+ photo

أنت تعلق بإستخدام حساب Google+. تسجيل خروج   / تغيير )

Connecting to %s

%d مدونون معجبون بهذه: